Çağrı merkezi

Güncel Haberler

Başkan Altunay, "Millet Ne Derse O!"

Başkan Altunay, "Millet Ne Derse O!"

Sultangazi Belediye Başkanı Cahit Altunay, gündeme ilişkin değerlendirmelerini Diriliş Postası Gazetesi'ne yaptı. Dilara Hut imzasını taşıyan 7 Mart 2017 tarihli mülakatta Başkan Altunay, Türkiye'nin bulunduğu konum itibariyle gerek mazlum coğrafyalara yakın oluşu, gerek Batı’ya bir köprü konumunda bulunuşun önemine dikkat çekti. Başkan Altunay, “Bu coğrafyada bir denge unsuruyuz. Böyle bir konumda olunca da güçlü olmak durumundayız. Güçlü olmak için Cumhurbaşkanlığı Sistemi gereklidir” dedi. Başkan Altunay'ın  halkın kararına sunulacak yeni anayasa ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi hakkında görüşlerini içeren makale... 

Parlamenter sistem artık beklentilere yanıt veremiyor mu sizce?

Türkiye’nin kendine özgü bir yapısı var. Hükümetin yapısına bakıldığında parlamenter sistem sürekli kaos üretmiş.

Bugünün aksine geçmiş dönemlere baktığınızda ortalama 15-16 ayda bir hükümet değişiyor. Bir proje yaptığımızda süreç bir yıl sürüyor. O projenin sürdüğü süreç kadar yapımı da vakit alıyor.

Ancak 15 ayda bir değişen hükümetlerde 1 yıl süren projeler beklerseniz onu uygulama alanı bulamadan bir bakmışsınız seçim dönemi gelmiş.

MİLLETİN SESİNE KULAK VERDİLER

Eskiden koalisyon hükümetlerinde yalnızca temel atılırdı. Hükümetlerin ömrü o dönemde yalnızca temel atmak için yeterliydi, o temeller üzerine hiçbir zaman bir bina yükselemiyordu.

Parlamenter sistem bizi çalıştırmadı, sürekli kavga üretti. Ya koalisyon ile geldi ya da kıl payı tek başına iktidarlar ile yönetildi.

Tarihimize baktığınızda koalisyona girip de oradan çıkan hiçbir parti tek başına iktidar olamamış. Ancak hiç koalisyona bulaşmadan tek başına iktidara gelen hükümetler hizmet etmiş bu ülkeye. Menderes, Özal ve Recep Tayyip Erdoğan dönemi gibi…

Onlar koalisyon içerisine girmediler halkın huzuruna çıkarak partilerini kurdular ve tek başına iktidara gelerek milletin sesine sağır kalmadılar.

7 Haziran seçimlerinde sandıktan koalisyon çıktığında vatandaş endişe içerisindeydi. Geçmişte koalisyonlarla boğuşan Türkiye yaptığı diğer bir seçimle koalisyon kurulmadan süreci atlattı.

Sizce bu sorunu atlatmamızda ki en önemli etken nedir?

7 Haziran’da koalisyon kurulsaydı eğer AK Parti bir daha tek başına iktidara gelemezdi. Ama bu ülkede bir adım ötesini görebilen Recep Tayyip Erdoğan gibi bir lider var. 1 Kasım seçimlerini hazırladı ve yeniden AK Parti tek başına iktidar oldu. Tek başına iktidar olan bir hükümet olduğu için zaten biz 15 Temmuz sürecini kolay atlattık. Koalisyon dönemlerini ne yazık ki yeni nesil bilmiyor.

7 Haziran seçimi sonrasında internette en çok aranan şey, “Koalisyon nedir?” sorusu oldu. Çünkü AK Parti iktidarı koalisyon dönemlerini unutturdu.

Biz gençlerimize güveniyoruz

Tarihimize bakıldığında 21 yaşında İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet gibi bir komutana sahibiz. 18’li yaşlarına baktığınızda neler ürettiğini göreceksiniz. Dolayısıyla biz gençlerimize güveniyoruz. Nice pırlantalar, nice değerler bizim içimizde mevcut. Bu insanlar tecrübe edinsin, 600 kişilik parlamento içerisinde kendi kategorilerindeki insanları temsil etsin ve hükümetle gençler arasındaki makas iyice daralsın istiyoruz. İnanıyoruz ki orada yer alacak kardeşlerimiz hakkıyla görevlerini yerine getirecekler. 

“BU PARTİYİ MİLLET KURDU”

Milletimiz artık o dönemlere bir daha gelmemeli. İlk defa millet ve yöneticiler arasında bu kadar kuvvetli bir bağ, diyalog ortamı gerçekleşti. AKP ekrandan siyaset değil, sokaktan siyaset yaptı. Tabelayı asarken, “Bu parti sizin partiniz, bu partiyi millet kurdu” dedi.

İşte o zaman Kurucu Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan dedi ki: “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!” Ve hakikaten bunun mücadelesini 15 yıldır inanılmaz şekilde verdi. Bir bir tabular yıkıldı ve prangalardan kurtulduk.

Vatandaşın gündeminde şu an en tartışan konulardan biri, “Neden Cumhurbaşkanlığı Sistemi?” Yeni Anayasa ve sistemin Türkiye’ye katkıları sizce neler olacak?

Biz ABD’nin başkanlık sistemini almadık, Fransa’nın yarı başkanlık sistemini de almadık. İngiltere’nin parlamenter sistemi de bu ülkede kalkınmamıza müsaade etmedi. Bizim kendimize özgü bir yapımız var. Bu devlet kökleri çok derin maziye dayanan, engin tecrübeleri olan bir devlet.

Bulunduğu konum itibariyle de gerek mazlum coğrafyalara yakın oluşu, gerek Batı’ya bir köprü konumunda oluşu her şey için önem arz ediyor. Mazlumun yanında, Batı’nın politikalarına karşı denge sağlayan bir konumdayız. Asya ile Avrupa’nın buluştuğu çok stratejik bir noktadayız.

Bu coğrafya da bir denge unsuruyuz. Böyle bir konumda olunca da güçlü olmak durumundayız. Güçlü olmak için bu sistem gereklidir ve bize özgü bir sistemdir. Mevcut sistemde Cumhurbaşkanı yetkilidir ancak cezai sorumluluğu yoktur. Yetkiler çok ancak cezası yok.

BUGÜN BU SORUMLULUK BİZE AİTTİR

Peki, yeni sistem ne diyor? İlk olarak, yetkiyi verdiğiniz insanlar sorumluluk da almalıdır diyor. Yeni sistemde Cumhurbaşkanı’nın her türlü cezai sorumluluğu var. İkinci olarak, iki başlılık artık yürümüyor diyor.

Şuan mevcut Cumhurbaşkanı ve Başbakan iyi anlaşıyor olabilir ancak gelecek bir dönemde görevi devralacak kişiler iyi anlaşamazsa bu kavga tekrar meydana gelir ve kazanımlarımızı kaybetmiş oluruz o nedenle tek başlılık gerekli.

Dönüp geriye baktığınızda Turgut Özal, Alparslan Türkeş, Necmettin Erbakan, Demirel bu sistemin değişmesini ve Başkanlık sisteminin gelmesi gerektiğini dile getirmişler. Onlar söylemiş ancak yapamamış.

Sebebi ise parlamenter sistemde buna erişecek güce hiçbir zaman ulaşamamış olmaları.

Partiler, hükümetler ancak güçlü dönemlerinde bu değişiklikleri yapabilirler. Bugün bu sorumluluk bize aittir. Biz güç bizde kalsın diye bu değişikliği yapmıyoruz, bizden sonra gelecek olanlar için bu sistem değişikliğini istiyoruz.

Yeni anayasa maddelerinde en çok tartışan mevzulardan biri de milletvekili sayısı ve yaş konusu oldu. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Geçmişte 30 milyon seçmen vardı ve 550 milletvekiliyle yönetiliyorduk. Şimdi ise 59 milyon seçmen var ve biz yalnızca 50 vekil arttırıyoruz. Diğer ülkelere bakıldığında İngiltere’de bin 400 küsur vekil var. Nüfusa göre bizden az olan da yok. Dolayısıyla burada amaç vatandaşın yasa yapıcıyla sıkı diyalog içerisinde, daha fazla temsil kabiliyetiyle işlerini çözebilmesidir. 600 milletvekili sayısı fazla değildir. Halkın sesine daha fazla kulak verebilmek amacıyla ve makul bir şekilde artış yapıldığını düşünüyorum.

Muhalefet partisinin referandum sürecindeki tutumu hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Muhalefet partisi bir boşluk arıyor, parlamenter sistem bizim daha çok işimize gelir muhalefete daha fazla yarar sağlar, anlayışıyla hayır diyorlar. Ama parlamenter sistemin milletin hayrına olmadığını onlarda biliyor. Ancak biz bu parti ne kazanıyor ne kaybediyor diye düşünmüyoruz, millet ne kazanıyor ne kaybediyor onu düşünüyoruz. Bu sistemde millet kazanıyor ve biz de milletin partisiyiz. Milletin sesine kulak veriyoruz. Bu güne kadar da o sese hiçbir zaman sağır kalmadık.

Tek başlılık denildiğinde sistem bir kesim nezdinde diktatörlük olarak anılıyor. Bu olumsuz algının sebebi sizce nedir?

Burada tereddüt gibi gösterilen ya da söylenmeyen bazı mevzularda var. AK Parti bugüne kadar seçimsiz hiçbir koltuğa oturmadı. Diktatör olan bir insan bu kadar seçime, referanduma neden ihtiyaç duysun? Geriye dönüp baktığınızda darbelerle iktidar olanları görüyoruz. Biz ise onlar gibi olmadık aksine onları önleyen olduk. Bu sistem her yönüyle düşünülmüş MHP’nin desteğiyle de fevkalade olgunlaşmış bir sistemdir. Türkiye’nin özgün yapısına çok uygun bir sistem. Belediyelerde olan sistemin hükümete bir yansımasıdır aslında. Bu sistemde hükümet kendisini 2 dönem ile sınırlamış, iki dönemden sonra tekrar seçilme hakkı tanınmamıştır. Millet koyar, millet kaldırır ancak. Millet seçsin, millet denetlesin, güvenoyunu millet versin… Bu sistem nasıl diktatör bir sistem olarak adlandırabilir ki. Bu yalnızca hedef saptırmadır, doğru değildir, vatandaşın kafasını bulandırmaya çalışmaktır.

Kaybedilen yıllarımıza yazık

Aylarca Cumhurbaşkanı seçemezdik. Bütün bunlar Türkiye’ye çok şey kaybettirdi. Ekonomik ve sosyal alanda, vatandaşın güveni yönünden çok şey kaybettirdi. Seçtiği milletvekiline, hükümete güvenemiyordu insanlar. Bu iki başlılıktan kurtulmak, pamuk ipliğine bağlı hükümetlerle yönetilmek tarihte yerini alsın artık ve bu millet bir daha geriye dönemesin. Mahallenin muhtarı neden 2 tane değil ya da belediye başkanlarını neden 2 tane seçmiyoruz? Peki, hükümette neden bu kavgayı yapıyoruz? Biz zaten bu sorunu mahallede, ilçede, ilde, büyükşehirde çözmüşüz ancak hükümette çok geç kalmışız. Kaybedilen yıllarımıza yazık… 

“EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR” SÖZÜNÜN TAM TEZAHÜRÜ OLAN BİR SİSTEM

Vatandaşımız, bilgi edinme hakkını kullanarak gerçekleri öğreniyor ve artık buna göre kararını veriyor. Bunlar bizden sonra gelecekler ve ülkenin geleceği için atılmış adımlardır.

Yeni neslin geleceğe daha güvenle bakabilmesi, seçtiği kişileri daha iyi denetlemesi, millet olarak güvenoyunu sandıkta vermesini sağlayan, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözünün tam tezahürü olan bir seçim sistemidir. Vatandaşımız bu sistemi incelediğinde hiçbir maddesinde kendisinin aleyhinde bir şey bulamayacağını düşünerek sandıkta evet diyecektir. Türkiye bundan sonra daha büyük hedefler için yol alacaktır. Ülkemiz bu potansiyele ve imkâna sahip yeter ki siyasi istikrara sahip olsun.

Referandum üzerine yapılan anket sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bugünün anket sonuçları 16 Nisan’ı belirlemez. Ancak gelen sonuçlar olumlu ama ben inanıyorum ki 1 ay sonra çok daha farklı olacak. Vatandaşımızın bir kısmının sistemle ilgili hala bilgi eksikliği olduğunu düşünüyorum.

Hepimizin kafasına takılan şeyler vardır. Ancak bize düşen sistemi anlatmak ve vatandaşımızı bilgilendirmektir. Bilgilendirdikten sonra kararı elbette ki vatandaşımız verecek. Verecekleri karara da sonuna kadar saygı duyuyoruz. Başından beri söylediğim bir şey var: “Millet ne derse o!..

 

© 2009 - 2017 Sultangazi Belediyesi Bilgi İşlem Müdürlüğü. Tüm hakları saklıdır.
Empati Design